Parantez açma ne demek ?

Sungur

Global Mod
Global Mod
Parantez Açma Ne Demek? Dilbilimsel, Bilişsel ve Sosyal Açıdan Derinlemesine Bir İnceleme

Parantez Açma Ne Demek? İlk Bakışta Basit, Aslında Oldukça İlginç Bir Dil Olgusu

Bir metni okurken “(buraya dikkat)” şeklinde bir ifade gördüğümüzde çoğumuz bunun üzerinde fazla düşünmeyiz. Parantezi açar, içindeki bilgiyi okur ve sonra ana cümleye geri döneriz. Fakat biraz durup düşündüğümüzde oldukça ilginç bir soruyla karşılaşıyoruz: Bir yazar neden cümlenin akışını kesip başka bir bilgiyi iki işaret arasına yerleştirir? “Parantez açmak” yalnızca klavyede ( işaretini yazmak mıdır, yoksa düşüncenin metin içindeki konumunu değiştiren daha karmaşık bir iletişim yöntemi midir?

Dilbilim ve yazı tarihi açısından bakıldığında ikinci seçenek daha açıklayıcıdır. Parantez, yalnızca mekanik bir noktalama işareti değildir; okuyucuya “ana düşünceden kısa süreliğine ayrılıyoruz, fakat birazdan geri döneceğiz” mesajı verir. Oxford Academic'te yayımlanan Stephen Spector çalışmasında parantez teriminin başlangıçta metne örnek, açıklama veya ara düşünce olarak eklenen sözleri ifade ettiği, zamanla bu eklemeleri çevreleyen işaretlerin de aynı adla anılmaya başladığı belirtilmektedir.

Bu nedenle “parantez açma ne demek?” sorusunu yalnızca sözlük anlamıyla değil, dilbilgisi, metin yapısı, bilişsel süreç ve iletişim açısından incelemek daha anlamlıdır.

Parantez Açmak Kelime Olarak Ne Anlama Gelir?

Türkçede “parantez açmak” öncelikle bir parantezin başlangıç işaretini, yani ( sembolünü kullanmak anlamına gelir. Bunun karşılığı “parantez kapatmak” ise ) işaretini kullanarak ara bilginin sınırını belirlemektir.

Örneğin:

“İstanbul (Türkiye'nin en kalabalık şehri) önemli bir ekonomik merkezdir.”

Burada “Türkiye'nin en kalabalık şehri” ifadesi ana cümlenin temel yapısının dışında kalan açıklayıcı bir bilgidir. Parantezi kaldırdığımızda:

“İstanbul önemli bir ekonomik merkezdir.”

cümlesi yine dilbilgisel ve anlamsal olarak çalışır.

Dolayısıyla parantez içindeki ifade çoğu zaman ana mesajı destekleyen, açıklayan, sınırlayan veya tamamlayan ikincil bir bilgi niteliğindedir.

Ancak “ikincil” demek “önemsiz” demek değildir. Bu ayrım oldukça önemlidir. Bir bilgi parantez içinde verildiğinde yazar onu tamamen değersiz hale getirmez; yalnızca okuyucunun ana cümleyi takip ederken o bilgiyi farklı bir statüde değerlendirmesini sağlar.

Oxford University Press tarafından yayımlanan John Lennard'ın parantezlerin edebî kullanımı üzerine çalışması da bu noktaya dikkat çeker. Lennard, parantezlerin bazı yazarlarda gereksiz bir ekleme olmaktan çok düşüncenin açıklığını artıran ve hatta anlatı üzerinde vurgu oluşturan bir kaynak olarak kullanılabildiğini gösterir.

Parantez Açmanın Dilbilgisel İşlevi Nedir?

Parantez kullanımını anlamanın en kolay yolu, parantez içindeki ifadenin ana cümleyle ilişkisini incelemektir.

En yaygın işlevlerden biri açıklama yapmaktır:

“Ahmet Yılmaz (1978 doğumlu araştırmacı) çalışmaya katıldı.”

Bir diğer işlev kısaltmanın açıklanmasıdır:

“Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) raporunda bu konuya değinildi.”

Parantez ayrıca alternatif veya ek bilgi vermek için kullanılabilir:

“Toplantı cuma günü (veya katılımcıların uygunluğuna göre cumartesi) yapılacak.”

Bilimsel yazılarda ise parantez, kaynak gösterme, istatistiksel değer belirtme ve ölçü birimi ekleme gibi teknik görevler üstlenebilir:

“Sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p < .05).”

Burada parantez içindeki bölüm yalnızca bir açıklama değildir; bilimsel iddianın değerlendirilmesine yardımcı olan teknik bir veridir.

Bu nedenle parantez, yazılı dilde bir çeşit bilgi hiyerarşisi oluşturur. Ana cümle birinci düzey bilgiyi, parantez ise çoğunlukla ikinci düzey bilgiyi taşır.

“Parantez Açmak” Mecaz Olarak da Kullanılır mı?

Günlük konuşmada “bir parantez açmak istiyorum” ifadesi oldukça yaygındır. Burada fiziksel olarak ( işareti kullanılmaz.

Örneğin:

“Konuyla ilgili bir parantez açmak istiyorum: Çocukların bu süreçteki deneyimleri de dikkate alınmalı.”

Buradaki “parantez”, konuşmanın ana konusundan kısa süreliğine ayrılarak başka ama ilişkili bir noktaya değinmek anlamına gelir.

Dilbilim açısından bu kullanım ilginçtir çünkü yazılı bir noktalama işaretinin işlevi sözlü iletişimde mecaz olarak yeniden üretilmektedir. İtalyancadaki “tra parentesi” gibi ifadelerin tarihsel gelişimini inceleyen araştırmalar, parantezin yalnızca grafik bir işaret olmadığını; söylemde konu değişimi, ara düşünce ve geçici sapma gibi işlevlerle de ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu durum bize önemli bir şey söylüyor: Noktalama işaretleri yalnızca yazıyı düzenleyen semboller değildir. İnsanlar bu sembollerin iletişimsel işlevlerini zamanla günlük dile de aktarabilir.

Parantezlerin Tarihsel Gelişimi Bize Ne Anlatıyor?

Parantezin bugünkü biçimi bir anda ortaya çıkmış değildir. Yazı sistemleri geliştikçe okuyucunun metni nasıl yorumlayacağını yönlendirecek yeni işaretlere ihtiyaç duyulmuştur.

Oxford kaynaklarında parantezlerin tarihsel gelişiminin özellikle erken modern dönemde önemli değişimler geçirdiği görülmektedir. Colette Moore'un Oxford University Press'te yayımlanan çalışması, erken basılı İngilizce metinlerde parantezlerin doğrudan konuşmayı göstermekten ziyade konuşmaya araya giren açıklama veya aktarma ifadelerini ayırmak amacıyla kullanıldığını ortaya koymaktadır.

Başka bir ifadeyle, parantezlerin işlevi tarih boyunca sabit kalmamıştır.

Noktalama sistemlerinin genel tarihi de bunu doğrular. Naomi Baron'ın Language Sciences dergisindeki çalışması, İngilizcede noktalama ile konuşma arasındaki ilişkinin tarihsel olarak değiştiğini; yazının zaman içinde konuşmanın basit bir kaydı olmaktan uzaklaşıp kendi iletişimsel özelliklerini geliştirdiğini savunmaktadır.

Buradan hareketle parantezi “sadece iki kıvrımlı çizgi” olarak görmek oldukça eksik kalır. Parantez, yazılı iletişim teknolojisinin gelişmesiyle birlikte okuyucuya yön vermek için ortaya çıkan araçlardan biridir.

Parantez Okurken Beynimiz Ne Yapıyor?

Burada konu bilişsel psikoloji açısından daha da ilginç hale geliyor.

Bir cümleyi okurken okuyucu yalnızca kelimeleri tek tek tanımaz. Aynı zamanda cümlenin yapısını, hangi bilginin ana fikir olduğunu ve hangi bilginin ek açıklama olduğunu belirlemeye çalışır.

Şu iki cümleyi karşılaştıralım:

“Ali sınava girdi çünkü çok çalışmıştı.”

“Ali sınava girdi (çünkü son haftalarda yoğun biçimde çalışmıştı).”

İkinci örnekte parantez, “çok çalışmış olma” bilgisinin ana olaydan farklı bir statüye sahip olduğunu işaret eder.

Bu nedenle parantez, okuyucunun dikkatini tamamen kesmekten ziyade dikkatin geçici olarak başka bir bilgi katmanına yönelmesini sağlar.

Bu noktada araştırma yöntemi önemlidir. Dilbilimciler ve psikodilbilimciler bu tür süreçleri incelerken yalnızca “insanlar parantezi seviyor mu?” gibi öznel sorular sormaz. Göz izleme deneyleri, okuma süresi ölçümleri, deneysel metin karşılaştırmaları ve anlama testleri gibi yöntemlerden yararlanılabilir. Katılımcılara farklı noktalama biçimleriyle hazırlanmış cümleler gösterilerek hangi bölümlerde daha uzun süre kaldıkları veya metni ne kadar doğru hatırladıkları ölçülebilir.

Dolayısıyla parantezin etkisini bilimsel olarak değerlendirmek için yalnızca dilbilgisi kurallarına bakmak yeterli değildir; okuyucunun gerçek davranışının ölçülmesi gerekir.

Erkekler ve Kadınlar Parantezli Metinleri Farklı mı Algılar?

Bu konuya cinsiyet açısından yaklaşırken özellikle dikkatli olmak gerekir. “Erkekler analitiktir, kadınlar empatiktir” şeklindeki kesin hükümler bilimsel açıdan savunulabilir değildir.

Bununla birlikte bazı araştırmalar sosyal biliş ve empati ölçümlerinde ortalama cinsiyet farklılıkları raporlamıştır. Örneğin 88.000'den fazla kişinin yer aldığı büyük bir genom çaplı meta-analizde, “Reading the Mind in the Eyes” testinde kadınların ortalama performansının erkeklerden biraz daha yüksek olduğu bulunmuş ve etki büyüklüğü Cohen's d = 0.21 olarak raporlanmıştır. Araştırmada ikiz verileri üzerinden kalıtılabilirlik de incelenmiş ve yaklaşık %28'lik bir tahmin elde edilmiştir.

Ancak burada çok önemli bir ayrım var: Bir sosyal biliş testindeki ortalama fark, bütün kadınların erkeklerden daha empatik olduğu veya bütün erkeklerin daha analitik olduğu anlamına gelmez.

Üstelik araştırmalar sonuçların kültür ve ölçüm yönteminden etkilenebildiğini de gösteriyor. Kültür ile cinsiyet arasındaki etkileşimi inceleyen bir meta-analiz, öz-bildirim yoluyla ölçülen empatide kültürel faktörlerin önemli rol oynadığını ve önceki çalışmalar arasındaki farklılıkların kültür-cinsiyet etkileşimiyle açıklanabileceğini bildirmiştir.
 
Üst