Dünyada kaç tane peygamber efendi vardır ?

Bercis

Global Mod
Global Mod
Bunların her biri farklı şeyler.

İslam açısından asıl mesele, belirli bir matematiksel rakama iman etmekten ziyade Allah’ın peygamberler gönderdiğine iman etmektir. Diyanet’in açıklamasında da peygamberlerin kesin sayısının bilinmesinin zorunlu olmadığı, isimleri bildirilmeyen peygamberlerin de bulunduğuna inanmanın yeterli olduğu ifade ediliyor.

Bu açıdan bakınca “124 bin mi, 100 bin mi, 200 bin mi?” tartışmasının dinî açıdan taşıdığı ağırlık biraz azalıyor.

Erkeklerin ve Kadınların Konuya Yaklaşımı Üzerinden İlginç Bir Tartışma

Bu tür dinî tartışmalarda bazen erkeklerin daha “stratejik ve çözüm odaklı”, kadınların ise daha “empatik ve ilişkisel” düşündüğü şeklinde genellemeler yapılıyor. Bence bu noktada dikkatli olmak gerekiyor.

Cinsiyet üzerinden kesin zihinsel kalıplar oluşturmak bilimsel açıdan savunulabilir değil. Erkekler arasında son derece duygusal ve ilişkisel düşünen insanlar olduğu gibi, kadınlar arasında son derece analitik ve çözüm odaklı insanlar da var.

Fakat tartışma biçimleri üzerinden bir gözlem yapmak gerekirse, bazı kişiler bu konuya “Kesin rakam nedir?” şeklinde yaklaşırken, bazıları “Bu peygamberlerin insanlara bıraktığı ahlaki miras neydi?” sorusunu daha önemli bulabiliyor.

İlk yaklaşım daha stratejik ve kanıt merkezli bir araştırma yürütmeye yardımcı olabilir: Kaynak nedir? Hadisin senedi güvenilir mi? Kur’an ne diyor? Hangi görüş hangi delile dayanıyor?

İkinci yaklaşım ise konunun insanî boyutunu hatırlatabilir: Peygamberlik fikri insanlara nasıl umut verdi? Toplumsal adalet, aile, merhamet, yoksulluk, savaş ve dayanışma gibi konular nasıl ele alındı?

Bunları kadınlara veya erkeklere ait özellikler olarak görmek yerine, hepimizin ihtiyaç duyduğu iki farklı düşünme biçimi olarak değerlendirmek daha doğru olur.

Bir konuda sadece rakam peşinde koşmak da, sadece duygusal anlam çıkarmak da eksik kalabilir.

Tarihsel ve Bilimsel Açıdan Neden Kesin Bir Sayı Vermek Zor?

Burada “kanıt” kavramını doğru tanımlamak gerekiyor.

Modern tarihçilik, bir kişinin gerçekten yaşamış olup olmadığını araştırırken yazılı belgeler, arkeolojik bulgular, bağımsız kaynaklar, kronoloji ve metinlerin güvenilirliği gibi yöntemlerden yararlanır.

Ancak peygamberlik inancı yalnızca tarihsel bir iddia değildir. Aynı zamanda vahiy ve metafizik kabul içerir.

Dolayısıyla “124 bin peygamberin tamamını tarihsel belgelerle tek tek kanıtlayabilir miyiz?” sorusuna tarih biliminin vereceği cevap büyük ölçüde hayır olacaktır.

Bu durum İslam inancını otomatik olarak çürütmez. Çünkü dinî inanç ile tarihsel doğrulama aynı epistemolojik kategori değildir.

Ama bunun tersini yapmak da doğru değildir: “Tarihsel olarak kanıtlayamıyoruz, o halde 124 bin rakamı kesinlikle doğrudur” demek de mantıksal açıdan geçerli değildir.

Burada en dürüst yaklaşım, neyi bildiğimizi, neye inandığımızı ve hangi konuda belirsizlik bulunduğunu birbirinden ayırmaktır.

124 Bin Rakamını Kabul Etmenin Güçlü ve Zayıf Yönleri

124 bin rakamını kabul eden yaklaşımın güçlü tarafı, İslam geleneğinde uzun zamandır aktarılan bir rivayeti dikkate almasıdır. Ayrıca Allah'ın farklı toplumlara peygamberler gönderdiği fikriyle de genel olarak uyumludur.

Ancak zayıf tarafı, bu rakamı Kur’an’ın kesin bir bilgisi gibi sunmasıdır.

Çünkü Kur’an’da böyle bir sayı yoktur. Ayrıca hadislerin sıhhati konusunda tartışmalar vardır. Diyanet’in kendisi de bu rivayetlerin kesin bilgi sağlamadığını belirtmektedir.

“Kesin olarak 124 bin” demenin ikinci problemi de şudur: Bir rivayetin gelenekte yaygın olması, otomatik olarak onun tarihsel kesinlik taşıdığı anlamına gelmez.

Öte yandan “124 bin sayısı kesin değil” demek de “124 bin sayısı mutlaka yanlıştır” anlamına gelmez.

Bence bu iki uç arasında önemli bir fark var.

Asıl Sorulması Gereken Soru Ne?

Benim açımdan en makul sonuç şu: Dünyaya kaç peygamber gönderildiğini kesin olarak bilmiyoruz.

Kur’an, çok sayıda peygamber gönderildiğini ve bazı peygamberlerin bize anlatılmadığını söylüyor.

Kur’an’da adı geçen peygamberlerin sayısı 25.

124 bin rakamı ise hadis kaynaklarında bulunan ve İslam geleneğinde yaygınlaşmış bir sayıdır; fakat bu rakamın kesinliği konusunda hadis ilmi açısından tartışma vardır.

Dolayısıyla “Dünyada kesin olarak 124 bin peygamber vardır” cümlesi yerine “İslam geleneğinde 124 bin peygamber olduğuna dair rivayetler vardır” demek kaynaklara çok daha sadık bir ifade olur.

Bence bu ayrım, inancı zayıflatmak yerine aksine daha bilinçli hale getiriyor. Çünkü bir insanın “Bu konuda kesin bilgi yok” diyebilmesi, inancından vazgeçtiği anlamına gelmez. Bazen tam tersine, inancını kulaktan dolma bilgilerden ayırıp daha sağlam bir zemine oturtması anlamına gelir.

Sonuçta belki de tartışılması gereken yalnızca “Kaç peygamber vardı?” sorusu değildir.

Kur’an neden bazı peygamberlerin isimlerini verirken bazılarını vermedi?

Neden peygamberlerin toplam sayısı açıkça belirtilmedi?

124 bin rakamını kesin bilgi olarak aktarmak için hangi delile dayanıyoruz?

Bir hadisin yaygın olması ile sahih olması arasında nasıl bir ayrım yapıyoruz?

Dinî konularda bilmediğimizi kabul etmek neden bazen zor geliyor?

Ve belki de en önemlisi:

Peygamberlerin sayısını bilmek mi daha önemli, yoksa onların tebliğ ettiği adalet, ahlak, merhamet ve sorumluluk anlayışını anlamak mı?

Bu soruların cevapları, 124 bin rakamını ezberlemekten çok daha verimli bir tartışma alanı açıyor. Çünkü elimizdeki temel kaynakların söylediği şey aslında oldukça açık: Peygamberlerin tamamının isimleri ve sayıları bize bildirilmemiştir. Kesin olmayan bir rakamı kesinmiş gibi sunmak yerine, kaynakların izin verdiği ölçüde konuşmak hem ilmî açıdan daha dürüst hem de dinî açıdan daha sağlıklı bir yaklaşım gibi görünüyor.

Kişisel girişi somutlaştırKaynak gösterimini tutarlılaştır

Kişisel girişi somutlaştır

Kaynak gösterimini tutarlılaştır

Hadis rivayetlerinin aktarımını temkinleştir
 
Üst