Dahi hastalığı nedir ?

Bercis

Global Mod
Global Mod
Dolayısıyla üstün yetenekli çocukları değerlendirirken yalnızca “ne kadar başarılı?” sorusu değil, “hangi ortamda, hangi beklentiler altında ve hangi bedellerle başarılı?” sorusu da sorulmalı.

Üstün Zekâ ile ADHD veya Otizm Birlikte Olabilir mi?

Bir başka yanlış anlaşılma da şu: “Çocuk çok zekiyse ADHD olamaz” veya “Çok üstün zekâlıysa otizm belirtileri aslında zekâdan kaynaklanıyordur.”

Bu yaklaşım doğru değil.

Üstün yeteneklilik ile nörogelişimsel durumlar birbirini otomatik olarak dışlamaz. Literatürde “twice-exceptional”, yani kabaca iki kez farklı/çifte özel gereksinimli olarak ifade edilen; üstün yeteneklilik ile öğrenme güçlüğü, ADHD veya otizm gibi başka özelliklerin birlikte görülebildiği çocuklardan söz ediliyor.

Üstün yeteneklilik üzerine yapılan sistematik incelemede ADHD en fazla araştırılan eşlik eden durumlardan biri olarak öne çıkıyor. Fakat aynı araştırmacılar, çalışmalar arasındaki yöntemsel farklılıkların kesin sonuç çıkarmayı zorlaştırdığını belirtiyor.

Bu nedenle “çok zeki olduğu için dikkat problemi yoktur” şeklindeki düşünce de, “dikkat problemi varsa üstün yetenekli olamaz” yaklaşımı da sağlıklı bir değerlendirme yöntemi değildir.

Bir çocuğun aynı anda hem çok güçlü hem de desteğe ihtiyaç duyduğu alanlar olabilir.

Örneğin matematiksel akıl yürütmesi yaşıtlarının çok üzerinde olan bir çocuk uzun ödevleri tamamlamakta zorlanabilir. Bu iki gerçek birbiriyle çelişmek zorunda değildir.

Gerçek Hayatta En Büyük Problem: Zekâ ile Performansı Aynı Sanmak

Bana göre “dahi hastalığı” tartışmasının en değerli tarafı burada ortaya çıkıyor.

Bir insanın potansiyeli ile o potansiyeli kullanarak ortaya koyduğu performans aynı şey değildir.

TÜBİTAK da yetenek konusunda “potansiyel” ile “performans” arasındaki ayrımın önemli olduğunu belirtiyor. Bir kişinin belirli bir şeyi yapabilme kapasitesine sahip olması, bunu her koşulda göstereceği anlamına gelmez.

Bu ayrımı günlük hayata uygulayalım.

Bir öğrenci çok hızlı öğreniyor olabilir ama ders çalışmayı sevmiyor olabilir.

Bir başka öğrenci olağanüstü yaratıcı olabilir fakat sınav formatında kendisini gösteremeyebilir.

Başka biri akademik olarak çok başarılı olabilir fakat yoğun sosyal baskı altında performansı düşebilir.

Dolayısıyla yalnızca notlara bakarak üstün yeteneklilik hakkında karar vermek de, yalnızca IQ puanına bakarak kişinin bütün psikolojik yapısını açıklamak da hatalı olur.

IQ Sayısı Her Şeyi Açıklar mı?

Hayır.

Zekâ testleri önemli araçlardır fakat insanın bütün kapasitesini tek bir sayıya indirgemek mümkün değildir.

2024 sistematik incelemesinin 104 araştırmayı değerlendirmesi de zaten alanın neden tek bir ölçümden ibaret olmadığını gösteriyor. Araştırmalarda farklı bilişsel alanlar, psikolojik özellikler ve farklı değerlendirme araçları kullanılıyor.

Üstelik zekâ testlerinin yorumlanması yaş, kültür, dil, eğitim geçmişi ve değerlendirme koşullarından bağımsız değildir.

Bu nedenle internette görülen “Şu IQ seviyesinin üzerindeysen dahisin” gibi kesin sınırlar bilimsel gerçekliğin tamamını yansıtmaz.

Özellikle çocuklarda değerlendirme yapılacaksa yalnızca test sonucuna değil; gelişim öyküsüne, okul performansına, öğrenme biçimine, sosyal yaşama ve gerektiğinde farklı uzmanların değerlendirmelerine bakmak daha anlamlıdır.

Türkiye Açısından Konuya Bakarsak

Türkiye'de üstün yeteneklilik konusu eğitim politikaları açısından da uzun süredir ele alınıyor. MEB ve TÜBİTAK kaynaklarında özel yetenekli bireylerin yalnızca yüksek akademik başarıyla değil; genel zihinsel yetenek, özel akademik alan, yaratıcı düşünme, liderlik, sanat veya başka alanlardaki yüksek performansla değerlendirilebileceği ifade ediliyor.

Bu yaklaşım önemli çünkü çocuğu “dahi” etiketiyle sınırlamak yerine hangi alanda güçlü olduğunu anlamaya çalışıyor.

Ayrıca eğitim bilimleri açısından bakıldığında özel yetenekli öğrencilerin farklılaştırılmış eğitim ihtiyaçları olabileceği kabul ediliyor. TÜBİTAK'ın özel eğitimle ilgili açıklamaları da bireyin özelliklerine uygun çevre, materyal ve program düzenlemelerinin önemine dikkat çekiyor.

Bu durum bize başka bir şey söylüyor: Mesele yalnızca çocuğun ne kadar zeki olduğu değil, eğitim sisteminin bu farklılığı nasıl karşıladığı.

“Dahi Hastalığı” Yerine Hangi Soruyu Sormalıyız?

Bence en sağlıklı yaklaşım, “Bu çocukta dahi hastalığı var mı?” sorusunu bırakıp şu sorulara geçmek:

Çocuğun güçlü olduğu alan nedir?

Zorlandığı alan nedir?

Yaşıtlarından farklı olması sosyal hayatını nasıl etkiliyor?

Okul ortamı onun öğrenme hızına uygun mu?

Başarısından dolayı üzerinde aşırı beklenti oluşuyor mu?

Başarısız olduğunda bunu kişisel değeriyle ilişkilendiriyor mu?

Herhangi bir psikolojik veya nörogelişimsel belirti varsa bunun ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor mu?

Bu sorular “dahi” etiketinden çok daha kullanışlı.

Çünkü amaç bir çocuğu “normalden üstün” ilan etmek değil; onu doğru anlamak.

Sonuç: Dâhilik Hastalık Değil, Ama Yanlış Yönetilen Üstünlük Sorun Yaratabilir

“Dahi hastalığı” bilimsel bir hastalık adı değil. Üstün zekâ veya üstün yeteneklilik de tek başına psikiyatrik bozukluk anlamına gelmiyor.

Ancak üstün yetenekli insanların hiç psikolojik problem yaşamadığını söylemek de doğru değil. Araştırmalar sosyal-duygusal sorunlar, kaygı, davranış problemleri ve ADHD gibi konularla üstün yeteneklilik arasındaki ilişkileri incelemeye devam ediyor; mevcut kanıtlar ise bütün üstün yetenekli bireyler için geçerli tek bir psikolojik profil olmadığını gösteriyor.

Asıl mesele belki de “dâhi olmak” değil.

Asıl mesele, bir insanın kapasitesi ile çevresinin ondan beklediği şey arasındaki mesafe.

Çocuğu sürekli “çok zeki” diye övmek kadar, zekâsını görmezden gelmek de sorun yaratabilir. Birinde aşırı beklenti, diğerinde ise potansiyelin körelmesi ortaya çıkabilir.

Ve belki forumda tartışmaya değer en önemli soru şu:

Çok zeki bir çocuğun gerçekten ihtiyacı olan şey daha fazla başarı mı, yoksa hata yapmasına, sıradan hissetmesine, arkadaş edinmesine ve kendi yolunu seçmesine izin veren bir çevre mi?

Bir diğer soru da yetişkinler için:

Çocuklarımızın zekâsını mı destekliyoruz, yoksa onların zekâları üzerinden kendi başarı beklentilerimizi mi gerçekleştiriyoruz?

Bu ayrım, “dahi hastalığı” gibi popüler ama bilimsel olmayan bir etiketten çok daha önemli görünüyor.

Kaynaklar: TÜBİTAK, “Yetenek” Ansiklopedisi; TÜBİTAK/MEB özel yetenekli bireyler kaynakları; Child Psychiatry & Human Development dergisinde yayımlanan Tasca ve arkadaşlarının sistematik incelemesi (2024); Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan üstün yetenekli çocuklara ilişkin sistematik inceleme (2024).

Başlık biçimlendirmesini tutarlılaştıralımTıbbi yönlendirme sınırlarını netleştirelim

Başlık biçimlendirmesini tutarlılaştıralım

Tıbbi yönlendirme sınırlarını netleştirelim

Forum sorularını daha belirginleştirelim
 
Üst