Cildin nemi nasıl arttırılır ?

Sungur

Global Mod
Global Mod
Cildin Nemi Nasıl Artırılır? Kuruyan Cilde Savaş Açmadan Nem Kazandırmanın Yolları

Cildin Nemi Nasıl Artırılır? Önce Şu Duş Meselesini Konuşalım

Bir insanın hayatında bazı gerçekler vardır: Kahve soğur, telefonun şarjı tam yüzde 1’deyken önemli bir mesaj gelir ve cilt “Ben artık çöl olacağım” diye karar verdiğinde bunu genellikle en uygunsuz zamanda belli eder.

Sabah aynaya bakarsınız. Dün gayet normal görünen yüz bugün hafif gergin, mat ve pul puldur. Burnun kenarında minik bir kuruluk, yanaklarda “ben buradayım” diye bağıran ince çizgiler… Sonra çözüm aranır. İnternette beş dakikada “mucize nem maskesi”, “24 saatlik cam cilt”, “şunu sür, bunu iç” gibi 48 farklı öneri çıkar.

Oysa cildin nemini artırmak çoğu zaman gizemli bir formül gerektirmez. Hatta bazen mesele daha fazla ürün kullanmak değil, cildi gereksiz yere hırpalamayı bırakmaktır.

Buradaki asıl soru şu:

Cildimize gerçekten nem mi kazandırmaya çalışıyoruz, yoksa bir yandan nemi artırıp diğer yandan elimizdeki her yöntemle geri mi kaçırıyoruz?

Cildin Nemli Olması ile Yağlı Olması Aynı Şey Değil

Forumlarda sık karşılaşılan bir yanlış anlaşılma var: “Cildim yağlanıyor, demek ki nemli.”

Keşke işler bu kadar basit olsaydı.

Cildin yağ üretmesi ile yeterli su içeriğine sahip olması farklı konular. Yağlı bir cilt de susuz kalabilir. Hatta bazı kişilerde cilt yüzeyi yağlı görünürken aynı anda gerginlik, pul pul dökülme veya hassasiyet yaşanabilir.

Bu yüzden “nemlendirme” denince akla sadece ağır, yağlı kremler gelmemeli. Amaç cildin su kaybını azaltmak ve koruyucu bariyerini desteklemektir.

Bence cilt bakımını küçük bir ev gibi düşünmek oldukça işe yarıyor. Duvarlar sağlam değilse içeri ne kadar su koyarsanız koyun bir yerlerden kaçacaktır. Cilt bariyeri de buna benzer şekilde, suyun ciltte tutulmasına yardımcı olan önemli bir yapıdır.

İşte bu nedenle nem artırmanın ilk adımı bazen yeni bir serum almak değil, mevcut rutindeki gereksiz saldırıları azaltmaktır.

1. Duşu Sauna Seansına Çevirmeyin

Burada özellikle erkeklerin “çözüm odaklı” yaklaşımını seviyorum.

Diyelim ki cilt kurudu.

Stratejik beyin hemen devreye giriyor:

“Tamam. Daha güçlü sabun alalım.”

Sonra:

“Daha sıcak suyla yıkarsak daha temiz olur.”

Ardından:

“Bir de kese yapalım.”

Ve nihayet cilt:

“Ben istifa ediyorum.”

Uzun ve sıcak duşlar cildin doğal yağlarını azaltarak kuruluğu artırabilir. Amerikan Dermatoloji Akademisi ve Mayo Clinic, duş veya banyo süresini yaklaşık 5-10 dakika civarında tutmayı, sıcak yerine ılık su kullanmayı ve cildi sertçe ovalamadan nazikçe kurulayıp hemen nemlendirici uygulamayı öneriyor.

Yani duşun sonunda kırmızı bir domates gibi çıkmak temizlik başarısının göstergesi değil.

Ilık su, kısa duş ve nazik kurulama çok daha mantıklı bir başlangıç.

Özellikle kış aylarında bu küçük değişiklik ciddi fark yaratabilir.

2. Duştan Sonra Nemlendiriciyi Bekletmeyin

Cilt bakımında zamanlama bazen ürünün kendisi kadar önemlidir.

Duştan çıktınız, havluyla kurulandınız, saçınızı yaptınız, telefonunuza baktınız, kahve hazırladınız, iki mesaj cevapladınız…

Sonra:

“Bir dakika, nemlendirici vardı.”

O sırada cilt çoktan “Ben elimden geleni yaptım” moduna geçebilir.

Nemlendiriciyi cilt tamamen kurumadan, hafif nemliyken uygulamak suyun cilt yüzeyinde tutulmasına yardımcı olabilir. Dermatologların önerileri de nemlendiricinin özellikle banyo, duş veya el yıkama sonrasında cilt hâlâ hafif nemliyken uygulanması yönünde.

Bu, pahalı bir ürün gerektiren bir yöntem değil.

Asıl mesele rutinin doğru anını yakalamak.

Kısacası:

Duş → hafifçe kurulama → nemlendirici.

Duş → telefon → kahve → sosyal medya → unutulan nemlendirici zinciri yerine.

3. Nemlendirici Seçerken Etiket Savaşına Girmeyin

Cilt bakım raflarının önünde bazen kendimi teknoloji mağazasında gibi hissediyorum.

Hyalüronik asit.

Seramid.

Gliserin.

Üre.

Skualen.

Peptit.

Panthenol.

Bir noktadan sonra insan “Ben sadece kuru yanağımı nemlendirecektim, doktora mı giriyorum?” diye düşünüyor.

Aslında bazı içerikler özellikle kuru cilt bakımında oldukça kullanışlı olabilir. Dermatoloji kaynaklarında gliserin, hyalüronik asit, seramidler, shea yağı, petrolatum ve bazı durumlarda üre gibi içerikler nemlendirme ve cilt bariyerini destekleme amacıyla öne çıkıyor.

Burada önemli olan her popüler içeriği aynı anda kullanmak değil.

Örneğin seramidler cildin bariyerini destekleyen lipitler arasında yer alırken, gliserin su tutucu özellikleriyle bilinir. Petrolatum gibi daha oklüzif içerikler ise su kaybını azaltmaya yardımcı olabilir.

Yani “en pahalı ürün hangisi?” sorusundan önce:

“Cildimin şu anda ihtiyacı ne?”

sorusunu sormak daha mantıklı.

4. Kuru Ciltte Krem mi, Losyon mu?

Burada ürünün dokusu önem kazanıyor.

Çok kuru bir cilt genellikle daha yoğun krem veya merhem formundaki ürünlerden fayda görebilir. Daha hafif veya yağlanmaya eğilimli ciltlerde ise jel ya da daha hafif nemlendiriciler daha konforlu olabilir.

Üstelik yüzün her bölgesinin aynı davranması da gerekmiyor.

Bir kişinin yanakları kuru, alnı yağlı olabilir.

Başka birinin burnu sürekli parlarken çene bölgesi gergin olabilir.

Dolayısıyla “tek ürün, bütün yüz, her mevsim” yaklaşımı herkeste çalışmak zorunda değil.

Amerikan Dermatoloji Akademisi de cilt tipine göre farklı dokuların tercih edilebileceğini belirtiyor. Özellikle akneye eğilimli ciltlerde gözenekleri tıkamama iddiası taşıyan nonkomedojenik ürünler tercih edilebilir.

Cilt bakımının matematik problemi olmamasının güzel tarafı da bu.

Tek bir doğru yok.

5. “Doğal Olsun” Takıntısına Biraz Fren

Kadınların ilişki ve bakım tarafındaki güçlü gözlem yeteneği burada çok işe yarıyor: “Bu ürün bende nasıl hissettiriyor?”

Çünkü bazen sosyal medyada “doğal” kelimesi o kadar büyütülüyor ki doğal olan her şey otomatik olarak hassas cilt dostuymuş gibi algılanıyor.

Oysa doğal olmak ile tahriş etmeme garantisi aynı şey değildir.

Örneğin bazı bitkisel içerikler hassas ciltlerde irritasyona yol açabilir. Dermatologların özellikle kuru ve hassas ciltlerde parfümsüz ürünleri tercih etmeyi önermesinin nedeni de bu.

Ürünün güzel kokması hoş olabilir.

Ama cildiniz “Bu romantik ilişkiye hazır değilim” diyorsa kokuyu zorla kabul ettirmeye çalışmanın pek anlamı yok.

“Parfümsüz” ile “kokusuz” ifadelerinin de aynı anlama gelmeyebileceğine dikkat etmek gerekir. Bu nedenle sadece ön yüzündeki pazarlama ifadelerine değil, içerik listesine bakmak daha sağlıklı bir alışkanlıktır.

6. Peeling Konusunda “Biraz Daha” Her Zaman Daha İyi Değil

Cilt kuruyunca pul pul görünür.

Pul pul görünce insanın aklına hemen peeling gelir.

Peeling yaparsınız.

Daha düzgün görünür.

Sonra tekrar kurur.

Bir daha peeling.

Sonra cilt bariyeri:

“Ben bu ilişkide neden sürekli suçlanıyorum?”

Kuru ve hassas ciltte agresif peeling veya sert ovalama sorunu büyütebilir. Çünkü kuruluğun görünen kısmını mekanik olarak ortadan kaldırmak, altta yatan su kaybı problemini çözmez.
 
Üst