Sena
New member
Ayasofya Hangi Vakfa Ait? Tarih, Kültür ve Toplum Arasındaki BağHerkese merhaba forum arkadaşlarım! Bugün çok merak ettiğim ve birçok kişi tarafından sorulan bir konuya değineceğim: Ayasofya hangi vakfa ait? Bildiğiniz gibi, Ayasofya sadece bir bina değil; aynı zamanda bir kültür, tarih ve duyguların harmanlandığı bir simge. Bu soruya yanıt verirken, hem tarihsel bağlamda hem de modern dünyadaki yerini anlatmaya çalışacağım. Hem de bunu yalnızca verilerle değil, Ayasofya’nın etrafında gelişen insan hikayeleriyle zenginleştirerek…
Ayasofya'nın kimlere ait olduğu ve nasıl kullanıldığı konusu, sadece bir yapının sahibi olma meselesi değil, aynı zamanda bir kimlik, topluluk ve tarih mücadelesi gibi. Bu yüzden, biraz geçmişe, biraz bugüne ve biraz da insan hikâyelerine dalacağız.
Ayasofya'nın Sahipliği: Başlangıçtan GünümüzeAyasofya, İstanbul'un kalbinde, tarihin derinliklerinden günümüze uzanan bir yapıdır. Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 537 yılında kilise olarak inşa edilen Ayasofya, Osmanlı döneminde camiye dönüştürülmüş ve 1935'te Türkiye Cumhuriyeti tarafından müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ama 2020 yılında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla tekrar cami olarak kullanılmak üzere açılmıştır.
Şu an, Ayasofya'nın yönetimi ve sahipliği, İstanbul Valiliği’ne ait olan Diyanet İşleri Başkanlığı altında yürütülmektedir. Diyanet, 2020 yılında yapılan bu dönüşümle birlikte Ayasofya’yı, cami olarak faaliyet göstermesi için resmi olarak devralmıştır. Peki, vakıf ne zaman işin içine girdi?
Vakıf Dönemi: Ayasofya'nın Sahipliği ve VakıflarBiliyorsunuz ki, Ayasofya'nın Osmanlı dönemindeki uzun ömrü boyunca pek çok vakıfla bağlantılıydı. Osmanlılar, Ayasofya'yı sadece bir ibadet yeri olarak değil, aynı zamanda şehre hizmet veren toplumsal ve kültürel bir merkez olarak kullanmışlardı. O dönemde yapılan vakıf bağışları, Ayasofya’nın bakımından, çevresindeki sosyal faaliyetlere kadar her şeyde önemli bir rol oynuyordu.
Ancak, bugün Ayasofya, kendi vakfına ait bir yapı değildir. İstanbul Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen vakıf mülkleri arasında yer alırken, bugünkü kullanım, tamamen Diyanet İşleri Başkanlığı'na ait. Fakat önemli bir nokta var: Ayasofya’nın müze olarak kullanıldığı dönemde, buralardaki bazı sanatsal ve kültürel faaliyetler de yine vakıfların ve özel kurumların desteğiyle gerçekleştirilmişti.
Şimdi biraz daha kişisel bir bakış açısına geçelim. Ayasofya sadece bir taş yığını değil; aynı zamanda toplulukların yaşadığı bir yer, insanların tarihsel bağlarının dokunduğu bir yapıdır. Peki, vakıf yönetimindeki bu değişim ve bugünkü durumu, bizim bakış açımızı nasıl etkiler?
Erkek Perspektifi: Pratik ve Sonuç Odaklı YaklaşımErkekler genellikle pratik ve sonuç odaklı düşünürler, değil mi? Bu bakış açısıyla, Ayasofya’nın hangi vakfa ait olduğu sorusuna yaklaşalım. Bu, aslında sadece bir mülk meselesi gibi görünse de, birçok açıdan daha büyük bir anlam taşıyor. Ayasofya'nın Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlanması, ülkenin toplumsal yapısı, dini değerleri ve politik değişimleri*yle doğrudan ilişkilidir. Erkek bakış açısına göre, burada mesele *kim sahiplenmiş, kim karar vermiş sorularıdır.
Ayasofya'nın Diyanet'e devri, şüphesiz somut ve net bir sonuca varmış bir adımdır. Her şeyin tam olarak nasıl olacağını bilmek, bu bakış açısının istediği sonuçtur. Eğer Ayasofya'nın yönetimi Diyanet'e verilmişse, o zaman artık herkesin yapması gereken şeyler bellidir: ibadet, hizmet ve kültürel değerlerin korunması.
Kadın Perspektifi: Duygusal ve Topluluk Odaklı BakışŞimdi, kadınlar bu durumu nasıl algılar? Kadın bakış açısında ise genellikle topluluk, bağlar ve duygusal bağlar daha fazla ön planda olur. Ayasofya, sadece bir bina değil, insanların duygusal ve kültürel kimliklerini taşıyan bir yerdir. Bu tarihi yapıya karşı duyulan sevgi, öyle kolayca tanımlanamaz; çünkü Ayasofya, insanların geçmişinden, kültürlerinden, inançlarından izler taşır. Bu bakış açısına göre, Ayasofya'nın hangi vakfa ait olduğu değil, topluluğun bu yapıya olan ilişkisi, huzur ve birlik içinde nasıl var olacağı daha önemli olabilir.
Kadınlar, bir yapının sadece pratik işlevini değil, aynı zamanda ona duygusal olarak bağlı olan insanları da düşünürler. Ayasofya, toplumsal değerler, kimlikler ve ortak geçmiş açısından zengin bir alan yaratır. Bu yüzden, Ayasofya'nın sadece “kimin vakfına ait olduğu” sorusu değil, o yapıya ait olan insanların birlikte var olma hali daha önemli olabilir.
İnsan Hikâyeleri ve Ayasofya'nın Ruhuyla BütünleşmeŞimdi gelin, biraz daha insan hikayelerine bakalım. 1935'te Ayasofya müze olarak açıldığında, insanlar buraya sadece dini değil, kültürel bir yolculuk yapmak için gelirlerdi. 2020’de tekrar camiye dönmesiyle birlikte, milyonlarca insan, burada ibadet etmenin ötesinde tarihi ve kültürel bir aidiyet de bulmuş durumda. Her bir kişinin Ayasofya ile bağı farklı, ama her biri de bir anlamda geçmişin izlerini burada hissediyor.
Mesela, bir kişinin Ayasofya'da yaptığı bir dua, onun inançlarının bir parçasıyken, bir diğerinin Ayasofya’daki sanatsal detayları keşfetmesi, ona geçmişe dair duygusal bir bağ kurmasına yardımcı oluyor. Bütün bu insanlar, Ayasofya’nın sadece bir vakfa ait olduğunu değil, kendi kimliklerini bu yapı ile bütünleştirdiklerini hissediyorlar.
Peki Siz Ne Düşünüyorsunuz?Ayasofya'nın bugünkü durumu hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum! Sizce, Ayasofya'nın hangi vakfa ait olduğu meselesi, tarihsel ve toplumsal bağlamda ne gibi derin anlamlar taşıyor? Ayasofya’nın yönetimi ve kullanımı hakkındaki görüşlerinizi bizimle paylaşın! Hadi, sohbeti başlatalım, fikirlerinizi yorumlarda görmek harika olur!